<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843</id><updated>2011-07-30T21:33:48.898-07:00</updated><title type='text'>La İlahe İllallah Muhammedun Resulallah</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843.post-5279549108584793027</id><published>2010-05-20T05:28:00.000-07:00</published><updated>2010-05-20T05:29:33.398-07:00</updated><title type='text'>DUA'SIZ MÜSLÜMAN OLMAZ</title><content type='html'>İNSAN   DUA   İLE   DEĞER   KAZANIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemek, umarak büyük bir arzu ile isteğini bildirmek. İhtiyacı olduğu şeylerin kendisine, ya da kendinden başkala&amp;shy;rına verilmesini sözüyle ve o sözün sunulduğu yerden gelen emir ve yasaklara uygun bir tavırla talep etmek: DUA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstenileni bilmek, isteğini en güzel bir biçimde takdim etmek, zamanı iyi seçmek, korku ve ümit çizgisi arasında olmak, istediğinin elde edilmesiyle gösterilen yola girmek. İsteğine kavuşturacak davranışların elinden geldiğince takınılmasının zaruretini bilmek; duanın derinliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice istekler cevapsız kalır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice dualar kabul edilmez,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice dualar kabul edilir de, o duanın akabinde, duayı eden kişi, verilen nimetin sahibine karşı nankörlük eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntıların, hüznün, tatlı ve ılık bir dağıtıcısıdır dua. Bunların dirilişine açılan kutlu bir kapıdır dua.&lt;br /&gt;Dua, faziletli işlerin anahtarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dua, mü’minin silahıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dua, Alemlerin Rabbiyle rabıtanın en kutlu mübarek anı&amp;shy;dır. Dua, kulun kulluğunun itirafı, Allah'ın tüm sıfatlarıyla sindirilmiş bilinçli bir tasdikidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duasız gün eksiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duasız insan zavallıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duasından gafil insan, nankördür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duasını, dudaklarından kalbine indiremeyen insan; olgunlaşmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin söylediği duayı kalbin doğrulaması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin söylediği duayı yaşantının doğrulaması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir bütünlük içerisinde yapılan dua, dua sahibini yüceltecek, duaya gerçek anlam ve değerini kazandıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'ım, Sensin benim Rabbim, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Ancak Sana kulluk yapar ve ancak Senden yardım dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gücümün yettiğince ahdine ve vaadine sadık kalacağım. Ve sadece Sana kulluk yapacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarımın ve (yapmam gerekirken) yapmadıklarımın şerrinden Sana sığınırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günahlarımı Sana itiraf ediyorum, verdiğin nimetleri de itiraf ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni affet, günahları affedici yegâne Sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izzetozturk63@hotmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5530564751769797843-5279549108584793027?l=izzetozturk63.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/5279549108584793027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5530564751769797843&amp;postID=5279549108584793027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/5279549108584793027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/5279549108584793027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/2010/05/duasiz-musluman-olmaz.html' title='DUA&apos;SIZ MÜSLÜMAN OLMAZ'/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843.post-6498880804315384653</id><published>2008-05-14T05:42:00.000-07:00</published><updated>2010-05-13T01:43:00.325-07:00</updated><title type='text'>Hak veya Batıl, Başka Yol Yok</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S-u23TipcDI/AAAAAAAABw0/EYOcpUHEVfI/s1600/there_is_only_one_god.jpg"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;&lt;a href="http://izzetozturk63.spaces.live.com/blog/cns!CDAC79360CE4B4A8!587.entry"&gt;&lt;em&gt;Sadece&lt;br /&gt;İki Yol; Hakk veya Batıl&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://izzetozturk63.blogspot.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;A'RÂF SÛRESİ&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://izzetozturk63.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bismillahirrahmânirrahîm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Elif Lâm Mîm Sâd&lt;br /&gt;2. Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için&lt;br /&gt;ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde&lt;br /&gt;bir sıkıntı olmasın&lt;br /&gt;3. Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka&lt;br /&gt;dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!&lt;br /&gt;4. Nice memleketleri&lt;br /&gt;helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat&lt;br /&gt;halinde iken gelmişti.&lt;br /&gt;5. Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak&lt;br /&gt;ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri&lt;br /&gt;kalmamıştı.&lt;br /&gt;6. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.&lt;br /&gt;Peygamberlere de elbette soracağız.&lt;br /&gt;7. Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam&lt;br /&gt;bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.&lt;br /&gt;8. O gün&lt;br /&gt;amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar&lt;br /&gt;kurtuluşa erenlerdir.&lt;br /&gt;9. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar&lt;br /&gt;âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.&lt;br /&gt;10. Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada&lt;br /&gt;birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!&lt;br /&gt;11.&lt;br /&gt;Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Adem için&lt;br /&gt;saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile&lt;br /&gt;eğilenlerden olmadı.&lt;br /&gt;12. Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile&lt;br /&gt;eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten&lt;br /&gt;yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.&lt;br /&gt;13. Allah, “Şimdi in aşağı&lt;br /&gt;oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen&lt;br /&gt;aşağılıklardansın” dedi.&lt;br /&gt;14. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların&lt;br /&gt;tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”&lt;br /&gt;15. Allah da, “Sen süre&lt;br /&gt;verilenlerdensin” dedi.&lt;br /&gt;16.Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana&lt;br /&gt;karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun&lt;br /&gt;üzerinde elbette oturacağım.”&lt;br /&gt;17.“Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden,&lt;br /&gt;arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu&lt;br /&gt;şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”&lt;br /&gt;18. Allah dedi ki: “Yerilmiş ve&lt;br /&gt;kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi&lt;br /&gt;cehenneme doldururum.”&lt;br /&gt;19. “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz&lt;br /&gt;yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”&lt;br /&gt;20.&lt;br /&gt;Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için&lt;br /&gt;kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek&lt;br /&gt;olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”&lt;br /&gt;21.“Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.&lt;br /&gt;22.Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında&lt;br /&gt;kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla&lt;br /&gt;örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan&lt;br /&gt;size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5530564751769797843-6498880804315384653?l=izzetozturk63.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/6498880804315384653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5530564751769797843&amp;postID=6498880804315384653' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/6498880804315384653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/6498880804315384653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/2008/05/hak-veya-batl-baka-yol-yok.html' title='Hak veya Batıl, Başka Yol Yok'/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843.post-490496964492475046</id><published>2008-02-20T04:56:00.000-08:00</published><updated>2010-05-13T01:43:45.380-07:00</updated><title type='text'>Namaz, Müslümanın Şiarıdır.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/R7wlLstPmsI/AAAAAAAAAAg/HVa04mcjWhs/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Huşu ile Namaz Kılmak &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Namaz hûşu ve hudû ile kılınmalıdır. Hûşu namazın sırrı ve ruhudur. Kur'anı Kerimde; "Allah'ın huzurunda tam hûşu ve hudû ile durun" buyurulmaktadır. (Bakara, 238) Bazı alimler hudû zahiri eğilmek, hûşu ise, manevi ve ruhi eğilmektir, derler (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İnn-i Mace Tercemesi ve Şerhi, c 3, s 348). Bazı Alimler ise, hûşu azalarla; hudû ise kalple olur, demişlerdir. Veya hûşu gözle, hudû diğer azalarla olur.&lt;br /&gt;Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- , "Hûşu ancak, namazda (uzuvlarını) hiç kımıldatmayan ve tevazu içinde olan kimseler için tahakkuk eder." buyurmuştur.&lt;br /&gt;Felah, namazlarını hûşu ile kılanlara mahsustur. Namazlarında hûşu'a riayet etmeyenler felaha eremezler. Hûşuun bulunmaması felahın da yokluğu demektir. Bu konuda Kur'anı Kerim;&lt;br /&gt;"Namazlarını hûşu ile kılan müminler kurtuluşa ermişlerdir." buyrulmaktadır. (Mü'minun,1)&lt;br /&gt;Bu ayet-i kerime nazil olmazdan önce sahabe-i kiram namazda gözlerini gökyüzüne kaldırıyorlar, sağa sola bakınıyorlardı. Ayet-i Kerimenin nazil olmasından sonra artık gözlerini secde mahalline çevirmeye başladılar.&lt;br /&gt;Abdullah Bin Ömer bu ayet-i kerimenin izahında şöyle der: "Sahabe-i Kiram, namaz için ayağa kalktıklarında başka hiçbir şeyle ilgilenmezler, bütün varlıklarıyla kendilerini namaza verirlerdi. Gözlerini secde yerine dikerler ve Allah'ın kendilerine baktığını kabul ederlerdi."&lt;br /&gt;Namazda ayakta iken secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede iken burun ucuna, otururken iki elleri arasına bakmalıdır. Bu söylenilen yerlere bakıp ta gözler etrafa kaymazsa, namazda hûşu hali hasıl olabilir, kalp dünya düşüncelerinden kurtulabilir.&lt;br /&gt;El parmaklarını Rükûda açmak ve secdede bir birine yapıştırmak sünnettir. Bunlara dikkat edilmelidir. Parmakları açık veyahut bitişik bulundurmak, sebepsiz boş şeyler değildir. Bizler için İslamiyet'in sahibine uymak kadar büyük bir nimet yoktur. (Sadık Dânâ, Altınoluk sohbetleri 2, s 121).&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Hazret Ammar -Radıyallahü anh- 'den rivayet edildiğine göre, Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:&lt;br /&gt;"Cennette efyah denen bir ırmak vardır. İçinde huriler bulunur. Allah onları zaferandan yaratmıştır. İnci ve yakut taneleriyle oynarlar. Yetmiş bin lisanla Allah'ı tesbih ederler. Sesleri Davud -Aleyhisselamın- sesinden daha güzeldir. Bu huriler şöyle derler:&lt;br /&gt;Bizler, namazı hûşu ve kalp huzuru ile kılanlar içiniz."&lt;br /&gt;Hazret-i Ali -Radıyallahü anh- şöyle buyurur:&lt;br /&gt;"Hûşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmayan oruçta, tertile riayet edilmeden yapılan kıraatte, günahlardan sakındırmayan amelde, sehavet bulunmayan malda, sıkı bağlılık bulunmayan kardeşlikte, ihlas olmayan duada hayır yoktur."&lt;br /&gt;Müslüman, namazını kalbi ve kalıbı beraber olarak kılmalıdır. Nitekim Hadis-i şerifte: "Kişinin kalbi ve bedeniyle beraber namazda hazır olmadıkça Allah o namaza bakmaz." buyurulur.&lt;br /&gt;Namazda her uzvun tevazu göstermesi ve kalbin de, Allah Teala'dan korku üzere olması lazımdır.&lt;br /&gt;Bir Hadis-i şerifte: "Kişiye namazdan yazılacak ecir, kalp huzurundan başkası değildir."(İhya, I 160)&lt;br /&gt;Diğer bir Hadis-i şerifte: "Kulun kıldığı namazından elde edeceği şey, sadece (namazda oluşunun) şûurunda olduğu anların sevabıdır." buyrulur.&lt;br /&gt;Abdulvahid bin Zeyd:&lt;br /&gt;"Alimler, kulun kıldığı namazdan, onun için sadece şûurlu olarak kıldığı kısımların sevap temin ettiği hususunda ittifak etmişlerdir." demiş ve bu hususta bir icma bulunduğunu iddia etmiştir.&lt;br /&gt;Sahabelerden Ammar Bin Yasir -Radıyallahü anh- 'ın bildirdiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Öyle durumlar olur ki, kişi namazını bitirince defterine kıldığı namazın sadece onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı kadar sevap yazılır."(Darimi, Salat, 91)&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Namaz kılanlara, ihlas ve hûşu derecesine göre sevap verilir. Bazılarına ecir ve sevabın hepsi verilir. Bazılarına sevabın yarısı verilir, bazılarına onda biri verilir. Bazılarına hiçbir şey verilmez. Çünkü namazı hiçbir şeyi hak etmemektedir.&lt;br /&gt;Cenab-ı Hakk, farz namazlarının ecir ve sevabını belli bir ölçüye göre vermektedir. Nitekim bir hadis-i Şerifte:&lt;br /&gt;"Allah katında farz namaz için bir ölçü vardır. O namazda ne kadar kusur ve eksiklik varsa, onun hesabı yapılır." buyurulur.&lt;br /&gt;Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:&lt;br /&gt;"Kim güzelce abdest alır, rükûları ve secdeleri tam yaparak hûşu ile vaktinde namazını kılarsa, o namaz bembeyaz, parıl parıl bir şekilde göğe yükselir ve sahibine şöyle der:&lt;br /&gt;"Sen beni nasıl geçirmedin, vaktinde kılarak korudun ise Allah da seni korusun."&lt;br /&gt;Kim ki güzel abdest almaz, rükûları ve secdelerini Hûşu ile yapıp, vaktinde namazını eda etmezse, onun namazı da simsiyah zifiri karanlık halinde göğe çıkarak sahibine şöyle der:&lt;br /&gt;"Sen beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin!"&lt;br /&gt;Allah'ın dilediği zaman gelince bu tür namazlar, bir eski paçavra gibi dürülüp sarılarak sahibinin suratına çarpılır. (et-Terğip ve't-Terhib, I, 339)&lt;br /&gt;Rasulullah (a.s) bir gün adamın birinin namaz kılarken sakalını elleriyle karıştırdığını gördü, buyurdu ki: Eğer bunun kalbin de hûşu olsaydı vücudunun her uzvunda hareketsizlik olurdu.&lt;br /&gt;Rasul-i Ekrem bir buyurdu ki: Kıldığın namazı, en son namazınmış gibi, bir daha namaz kılma fırsatı bulamayacak bir kişinin kıldığı namaz gibi kıl.&lt;br /&gt;Müceddid-i Elf-i Sânî İmamı Rabbani Hazretleri Mektubat'ta şöyle yazıyor: "Secde de ellerin parmaklarını birleştirmeye, rükûda da parmakları birbirinden ayrı tutmaya (birleştirmemeye) dikkat etmelidir. Şeriat parmakları birleştirmeyi ve açık tutmayı lüzumsuz yere emretmemiştir. Yani böyle basit meseleleri bile gözetmek gerekir." Devamla şöyle yazıyor. " Namazda ayakta dururken gözleri secde yerine dikmeli, rükû halinde ayaklara doğru bakmalı,secde yaparken burun hizasına ve otururken de diz üzerindeki ellere bakmalıdır. Tüm bunlar namazda hûşu meydana getirir, aynı zamanda dikkatin dağılmayıp kişinin kendini namaza vermesi mümkün olur."&lt;br /&gt;Biri Hz. Ali'den hûşu nedir? diye sordu.&lt;br /&gt;Hz. Ali: Hûşu kalpte bulunan bir şeydir. Namazda iken donmuş gibi durup hiç bir yana bakmamak ve hiç bir şeyle ilgilenmemek hûşudandır. İbn-i Abbas (r.a) hazretleri diyor ki: Namazda hûşulu olan kişi Allah'tan korkan kişidir. Namaz kılarken de hareketsiz duran kişidir.&lt;br /&gt;Hz. Ebû Bekir (r.a) diyor ki: " Rasul-i Ekrem bir keresinde buyurdu ki: Münafıkça hûşudan Allah'a sığının. " sahabe-i Kiram " Münafıkça hûşu nedir? " deyince, dedi ki:" Görünüşte sükunet ve hareketsizlik vardır, ama içeride münafıklık olursa bu münafıkça hûşudur.&lt;br /&gt;Pek çok sahabe ve tabilerden şöyle nakledildi. hûşu; sükûn ve hareketsizliğin adıdır.&lt;br /&gt;Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz, Erkam Yayınları.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5530564751769797843-490496964492475046?l=izzetozturk63.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/490496964492475046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5530564751769797843&amp;postID=490496964492475046' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/490496964492475046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/490496964492475046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/2008/02/namaz-mslmann-iardr.html' title='Namaz, Müslümanın Şiarıdır.'/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843.post-7740190915829267711</id><published>2008-01-23T06:05:00.000-08:00</published><updated>2010-05-13T01:44:18.036-07:00</updated><title type='text'>Baş Örtüsü; Müslüman Hanımın Bayrağıdır.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/R5dKfU63zZI/AAAAAAAAAAY/yLxV7P7pfRY/s1600-h/Tesett%C3%BCr+1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://izzetozturk63.spaces.live.com/blog/cns!CDAC79360CE4B4A8!494.entry"&gt;Baş Örtüsü; ALLAH'ın Emridir.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pRXzTv6S5dJe50QnzVzf4epHuuR3Q8t1aObMnK3ylj8QF28Xs-2FzEH1TkfjXBI7AZofDICUn8cc" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü tartışmalarının olumsuz bir sürü anlam yüklenerek yıpratılan "türban" üzerinden sürdürülmesi, bu konudaki çözümsüzlüğün nedeni olmaya devam ediyor. Başörtüsü sorunu çözümlenecekse, türbandan değil başörtüsünden söz etmek gerekecek.Ben ikame bir isim olan "türban"ın yaygın bir şekilde kullanımının sorunun çözümünü zorlaştırdığı kanısındayım. Bu çalışmayla, "türban" konusunda yaşanan ve doğrudan doğruya insanların kişisel gelişim süreçlerini etkileyen kavram kargaşasına bir parça da olsa açıklık getirmeyi umuyor, diliyorum.Türban yasaklarının bugün olduğu gibi neredeyse otuz sene önce de "otuz yıl önce türban yoktu, o zaman Müslüman değil miydik?" şeklinde bir soruyla savunuluyor olduğunu gösteren ifadelere hala rastlanmaktadır. Dileğim, bu sorunun otuz yıl sonra sorulmayacak olmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5530564751769797843-7740190915829267711?l=izzetozturk63.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/7740190915829267711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5530564751769797843&amp;postID=7740190915829267711' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/7740190915829267711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/7740190915829267711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/2008/01/ba-rts-mslman-hanmn-bayradr.html' title='Baş Örtüsü; Müslüman Hanımın Bayrağıdır.'/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5530564751769797843.post-5110377561734179761</id><published>2007-12-27T00:51:00.000-08:00</published><updated>2007-12-27T00:55:27.088-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>LA  İLAHE  İLLA ALLAH  MUHAMMEDUN RESULULLAH&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pRXzTv6S5dJcWiRYdLL8IpoTIAGQEoEAWvjIrSWba79EvAUyCb5kQxi1KJ11U6oTkXrBN7GGsWOQ" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tek ilah’tan başka kulluk edilecek başka bir ilah yoktur. O tek olan ilah da, şeriki olmayan yüce Allah’tır. Çünkü ibadete layık olan, ancak O’dur. Bu kelimenin gereği, Allah’ın (c.c.) dışındaki bütün sahte ilahları reddetmektir. Zira Allah (c.c.) dışındaki mabutların ilahlık iddiası batıldır. Çünkü O’ndan başka bir şey ibadete (dua edilmeye, emir ve yasak koymaya, nizam tespit etmeye) layık değildir. Uluhiyetin başkaları için reddedilmesi, ilahlığı sadece ortağı olmayan Allah’a (c.c.) ait kılmayı ve O’nun yanında ikinci bir ilah edinmemeyi gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:&lt;br /&gt;“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmayın...” (Nisa: 36)&lt;br /&gt;“Kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse, muhakkak kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa (La İlahe İllallah’a) yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara: 256)&lt;br /&gt;“... Biz her ümmete, yalnız Allah’a kulluk etmeleri ve tağuttan da sakınmaları için Rasul gönderdik.” (Nahl: 136)&lt;br /&gt;Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:“Kim La İlahe İllallah der ve Allah’tan başka tapınılanları reddederse malı ve kanı haram olur...” (Müslim, İman: 8.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün rasullerin kavimlerini davet ettikleri söz şudur:“... Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur...” (A’raf: 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbn-i Receb (Allah ona rahmet eylesin) şöyle demiştir: “İlah; yüceliğiyle, aşk ve muhabbetiyle korku ve ümidiyle kendisine güvenilen, tevekkül edilip dayanılarak kendisinden istenilen, kendisine dua ve yakarışta bulunulan, itaat edilip isyan edilmeyendir. Tüm bunlar ancak aziz ve celil olan yüce Allah’a yaraşır.” İşte bu sebeple; Rasulullah (s.a.v.) Kureyş müşriklerine: “La ilahe illallah” deyiniz, dediğinde müşriklerin cevabı; “İlahları tek bir ilah mı kıldı? Gerçekten bu çok acaip bir şey” (Sa’d: 5) demek olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime-i Şehadet’in genel manası Allah’ın (c.c.) dışında ibadet edilenleri reddeder ve batıl kılar. Yani tağutu red ve Allah’a (c.c.) iman etmeyi gerektirir. Tağutu reddetmek, Allah’ın (c.c.) emir ve yasağına ters düşen emirlerde bulunan kişi ve kurumları, hevayı ve şeytanı reddetmektir. “La ilahe illallah” ın manasıyla birlikte gereğini de yerine getirmek, ibadette Allah’ı (c.c.) birleyerek O’na benzer tutulanları terketmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kul, “La ilahe illallah” dediğinde; ibadette Allah’ı (c.c.) birlediğini, Allah’tan (c.c.) başkalarına, putlara, kabirlere, evliyalara ve salihlere ibadet etmenin batıl olduğunu ilan eder. “La ilahe illallah” ın gereği, Allah’tan (c.c.) başka ibadete layık ilah olmadığını, yaratıcı, kudret sahibi ve her şeye kadir olanın Allah (c.c.) olduğunu kabul etmek, Allah’tan (c.c.) başka hiç kimsenin hakimiyet hakkı olmadığına inanmaktır. Çünkü hakimiyet yalnız Allah’a (c.c.) aittir. Kim, “La ilahe illallah” ı bu şekilde inanarak açıklarsa mutlak olarak tevhidin hakkını vermiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’a (c.c.) yaklaşmak için ölülere kurban kesen, türbelere yardımda bulunan, kabirlerin etrafını tavaf eden ve adak adayanlar, Allah’ın (c.c.) yaratıcı ve her şeyin sahibi olduğuna inansalar bile, ilk Arap müşrikleri gibi Allah’a (c.c.) şirk koşmuş olurlar. Mekke müşrikleri, kabirlere ve putlara tapmadıklarını söylüyor fakat uygulamada aksini yapıyorlardı. Onlar yaratıcı ve rızık verici olduğuna inanmadıkları halde, sırf kendilerini Allah’a (c.c.) daha çok yaklaştırsınlar diye salih olduğuna inandıkları bazı kişilere ibadet ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakimiyet, “La ilahe illallah”ın gerçek manasının tamamını değil sadece bir cüzünü oluşturur. Çünkü ibadette şirk koşan bir kimsenin, şeriatın hükmünü kabul etmesinin bir faydası yoktur. Şayet “La ilahe illallah” ın manası onların zannettiği gibi olsaydı, Rasulullah (s.a.v.) ile müşrikler arasında herhangi bir mücadele olmaz, onlar da Rasulullah’a (s.a.v.) bağlanırlardı. Böyle bir durumda, Rasulullah (s.a.v.) onlara: “Allah’ın varlığını ve her şeye kadir olduğunu tasdik edin. Hukuki meselelerde şeriatın hükmüne tabi olun” der ve onları ibadetlerinde serbest bırakırdı. O zaman Allah Rasulü’ne tabi olurlardı. Bunlar, Arap lisanının ehli olan bir kavim oldukları için “La ilahe illallah” ın putları tapmayı reddettiğini ve sadece lafzi bir mana taşımadığını anlıyorlardı. Bundan dolayıdır ki bu kelimeden nefret ederek uzaklaştılar ve şöyle dediler: “... İlahları tek bir ilah mı kıldı? Şüphesiz bu çok acaip bir şey...” (Sa’d: 5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah (c.c.) onları şöyle vasfediyor:“Onlara “La ilahe illallah” denildiği zaman kibirlenirlerdi ve “mecnun bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz.” derlerdi.” (Saffat: 35-36)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar, “La ilahe illallah”ın Allah’ın (c.c.) dışında ibadet edilen her şeyi reddetmek, ibadette sadece Allah’ı (c.c.) birleme manasına geldiğini çok iyi biliyorlardı. Şayet müşrikler “La ilahe illallah” dedikleri halde putlara ibadet etmeye devam etselerdi, kendi içlerinde çelişkiye düşerek bundan rahatsız olurlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kabirlere ibadet edenler, bu şiddetli çelişkiden hiç rahatsız olmuyor, onlar “La ilahe illallah” demelerine rağmen bir çok ibadeti ölülere yapmaya devam ediyorlar. Ebu Cehil ve Ebu Leheb, bu kelimenin manasını günümüzde kabirlere ibadet edenlerden çok daha iyi biliyorlardı. Onların bile eli kurudu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak: Kim bu kelimeyi, manasını bilerek söyler, gereğiyle amel edip açık ve gizli şirkten kaçınırsa, ibadeti tam bir itikatla yalnız Allah’a (c.c.) has kılıp bununla amel ederse, işte o gerçek bir mümindir. Kim “La ilahe illallah” deyip inanmadığı halde zahiren amel ederse, o da münafıktır. Kim bu kelimeyi diliyle söyler fakat onu bozacak amellerden birini işler ve Allah’a (c.c.) şirk koşarsa o da müşriktir. “La ilahe illallah” kelimesinden kastedilen; manasını bilip bu mananın gerektirdiği şekilde Allah’a (c.c.) ibadet etmektir.&lt;br /&gt;İbadet, muamelat ve bütün meselelerde Allah’ın (c.c.) hükümlerini kabul edip, beşeri kanunları reddetmek, insan ve cin şeytanlarının revaca çıkardığı bütün hurafeleri ve bidatleri ortadan kaldırmak bu kelimenin ameli gereklerindendir.&lt;br /&gt;Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:“Yoksa onların dinden Allah’ın izin vermediği bir şeyi kendileri için din gösteren ortakları mı vardır?” (Şura: 21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“... Eğer siz onlara itaat ederseniz, muhakkak ki müşrikler olursunuz...” (En’am: 121)&lt;br /&gt;“... Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih’i Rabler edindiler.” (Tevbe: 31)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebi (s.a.v.) bu ayeti kerimeyi okudu. Bunun üzerine Adiyy b. Hatem Rasulullah’a (s.a.v.) dedi ki:“Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.Rasulullah (s.a.v.):“Onlar Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?” dedi.Adiyy b. Hatim: “Evet,” deyince, Rasulullah (s.a.v.):“İşte böylece onlara ibadet ediyorlar.” buyurdu. (Tirmizi, Tefsir: 10; Taberi: 14/210 (61632-61634); Suyuti, Durru’l-Mensur: 3/230; Beyhaki, Sünenü’l-Kübra.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://izzetozturk63.spaces.live.com/"&gt;http://izzetozturk63.spaces.live.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5530564751769797843-5110377561734179761?l=izzetozturk63.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/feeds/5110377561734179761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5530564751769797843&amp;postID=5110377561734179761' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/5110377561734179761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5530564751769797843/posts/default/5110377561734179761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://izzetozturk63.blogspot.com/2007/12/la-ilahe-illa-allah-muhammedun.html' title=''/><author><name>izzet öztürk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15517680896295070206</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_vUg53k1eg3Q/S_UqEYMKgAI/AAAAAAAAB2s/hNSM6kT4r6Q/S220/Put.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
